tesettür ve felsefe toplumu bilgisi

tesettür ve felsefe toplumu bilgisi

tesettür diyorki  hizmetlerinin kendisinin zayıflamasıyla aynı zamana denk düştü. Yani okçu ve mızrakçı köylüler yerlerini vasaliere bırakmadılar. Aynı zamanda fiefli şövalyeliğin yetersizliklerini gidermeye de yarayan paralı askerliğe başvurulmasıyla birlikte yararsız hale geldiler. Fakat, senyör, ister vasal isterse hâlâ daha varolmayı sürdürdüğü yerlerde alleu sahibi olsun, ilk feodal dönem “soylu”sunun, bu arızî askerler karşısında temel özelüği daha iyd silahlanmış ve daha profesyonel savaşçı olmasıydı.
At üzerinde savaşırdı; ya da en azından, savaş sırasında rastlantı sonucu yere inse bile, bir yerden bir yere her zaman at sıranda giderdi. Ayrıca, eksiksiz bir donanımla savaşırdı.tesettür Saldındayken mızrak ve kıhç, bazen de topuz kuUamrdı. Sakınmadayken kafayı koruyan tolga; bütünü ya da bir bölümü metalden yapılan ve bütün vücudu saran bir giysi; nihayet kolda üçgen ya da yuvarlak biçimh bir kalkan bulunurdu. Doğruyu söydemek gerekirse, şövalyeyi şövalye yapan yalnızca at değildi. Ayrıca, hayvanların bakımıyla ve yol boyunca aü değiştirmekle görevli mütevazı yoldaş, soylu hizmetkâr da gerekmez iniydi? Hatta bazen, orduda, ağır adı şövalye birliklerinin yam sıra genellikle “çavuş” denilen daha hafif donanımlı adı birlikleri de yer ahrdı. Savaşçıların en üst sımfmı behrle-ven nitelik, adı ve tam donammiı oLmakû.
Frank döneminden itibaren savaşçdarm donammında görülen mükemmelleşme, donanımı daha pahah ve kullanılması güç hale getirerek, bu yöntemle savaşa girmenin kapılarım, zengin ya da bir zenginin bağımlısı ve işin ustası olmayan kişilere giderek kesin bir biçimde kapatmıştı. Üzengi kullanılmaya başlanmasınm sonucu olarak, X.tesettür yüzynla doğru, cirit gibi kolun ucunda sallanan bir zamanların kısa kargısı terk edildi ve yerine, savaşçımn vücut vücuda yapüan savaşta kol-*'^un alanda tuttuğu ve dinlenirken üzengiye dayadığı, uzun ağır modern mızrak
lannın dikildiği bir çeşit kumaş ve deri birleşimiııden ''brogni' denilen giysi, yerini belki de Araplar’dan alınan , mamen metal ilmeklerden örülmüş, dışardan getirmek get(| meşe bile üretimi çok daha incelik isteyen zırhlı giysiye bıtjj, tı. Böylece, başlangıçta günlük yaşamm basit gerekliliklejjjjj dayattığı sınıf tekeli yavaş yavaş hukuk alanına da yansın^,, başladı. Senyörlük memurlarım görece aşağı bir konucıjj tutmaya çalışan Beaulieu keşişleri, 970 yılından kısa bir sök sonra, bunların kılıç ve kalkan taşımalarını yasakladılar; aju dönemde Saint-Gall keşişleri ise, senyörlük vekilharçlarmı çok güzel silahlara sahip oldukları için kınıyorlardı^''’.
Şimdi, bu dönemin askerî birliğini temel ikilemi içini betimleyelim. Bir yanda, savunma için olduğu gibi saldırıiçjı de yeterli donamma sahip olmayan, saldırıda olduğu gibi bç ma anında da koşma konusunda yavaş hareket eden, kötiı yoUarda ve tarlalarda yol alırken çabucak yomlan piyade biri ği vardı. Diğer yanda, piyade erlerine, bir saray romanının dediği gibi ayaklarım çamurda ve tozda “köylüce” sürüklera zavallı insanlar sürüsü olarak tepeden bakan; savaşabildiklec ve çabuk, ustaca, verimH manevra yapabildikleri için gunırlıı sağlam askerler bulunuyordu. Cid’in yaşam öyküsü yazanı belirttiği gibi, bunlar, gerçekte, bir orduyu sayma zahmeti katlamidığmda dikkate alınması gereken tek gücü oluşture yorlardı.^''^ Savaşın her gün yaşanan bir olay olduğu toplumda, bundan daha canh bir karşıtiık bulmak söz konusu def-dir. Hemen hemen vasalin eşanlamlısı haline gelen “şövaly böylece soyluyla da aym anlamda kuUamhyordu. Buna hk, birçok metin, sıradan küçük inşam tammlamakiçin,!^^ çümseme dolu pedones yani “yaya asker” sözcüğünü (çakıla
DELOCI-IE, Cartulain de l'ahbaye de Beaulieu, no. L. -Casus S. GaB, c. 48.
m tekmeleyen olarak çevirme cesaretini gösterebilir miyiz?) hemen hemen hukuksal bir kavram mertebesine yükseltmektedir. Arap Emiri Usame’nin belirttiği gibi, “Franklar’da tüm üstünlük süvariye verilmektedir. Gerçekte hesaba katılan tek insan gücü bunlardır. Yalnızca onlara danışılmakta; yalnızca onlar adaleti sağlamaktadırlar.”^'’’
0 halde, en temel yönleri itibariyle güce çok yüksek değer biçmek için sağlam nedenleri bulunan bir zihniyetin bakış açısıyla, nasıl oluyordu da, en iyi savaşçılar en çok korkulan, aranan ve saygı duyulan adamlar değillerdi? O zamanlar çok vaygm olan bir kuram, insan toplumunu üç “tabaka”ya bölünmüş olarak gösteriy^ordu: Dua edenler, savaşanlar ve çah-şanlar. İkinciyi üçüncünün çok üstüne yerleştirmek oydaş-mayla kabul edilmiş bir durumdu. Fakat, destanın tanıklığı daha da ileri gitmektedir: Asker, kendi görevini dua etmekte uzmanlaşmış kişilerinkinin çok daha üstünde tutmakta hiç tereddüt içinde değildi. Gurur, tüm sımf bilincinin temel harçlarmdan biriydi. Feodal çağda “soylular”ınki ise, savaşçı gurumydu.
Asimda, savaş onlar için yalnızca senyöre, krala ve soyla-nna karşı arızî bir görev değildi. Bunun çok daha ötesinde bir anlam taşıyordu: Yaşamın nedeniydi.
^ H, DERENBOURG, Ousâma Ibn Mounkidh, C. 1 (l’ublicaüons Rc. Langues Orientales, 2e Wne,C.XlI, 1), s. 476.
tesettür sundu.