tesettür ve felsefe toplumu konular

tesettür ve felsefe toplumu konular

tesettür dediki  Düzenlenmeleri hayü yüksek masraflarla gerçekleşen b yarışmalar, genellikle beUi zamanlarda krallar ya da yüksel soylular tarafindan büyük “mahkeme” dolayısıyla yapılan k«‘ lamaların bir parçası olarak düzenlendiğinden, amatörler b yarışmadan ötekine dünyayı geziyorlardı. Bunlar yalnızca se'
yeti olmayan, bazen grup olarak “bir araya gelmiş” şövalyeler değillerdi; içlerinde Hainaut Kontu IV. Baudoin ya da bu lis-(ede yer alanlar arasında hiç parlak bir başarı gösterememiş olsa da İngiliz hükümdarlarından “genç kral” Henri gibi çok pksek düzeyde senyörler de bulunuyordu. Tıpkı günümüzdeki spor müsabakalarında olduğu gibi, şövalyeler genellikle bölgelere göre tesettür Fter zaman gülmek için yapılan bir savaş söz konusu olmadığından, tam tersine, yaralanmalar, hatta (Raoul de Cambrai’nin ozammn sözleriyle ifade edecek olursak, cirit oyunu “kötü gittiğinde”) ölümcül darbeler hiç de seyrek rasdanılan dummlar değildi. Bu nedenle, en aklı başmda hükümdarlar vasaUerinin kamnm akmasına yol açan bu eğlenceleri hiç teşvik etmiyorlardı. Plan-tagenet hanedamndan II. Henri bu oyunları İngiltere’de resmen yasaklamıştı. Kilise, aym gerekçeyle ve ayrıca, “paganizmi” yeşerten halk şenliklerindeki eğlencelerle bağlantüan dolayısıyla da, bu yarışmaları, tarikat üyesi bile olsa bu oyunlarda ölen şövalyeye gömülmesi için toprak aynknasmı reddedecek kadar kati bir biçimde yasaklamıştı. Siyasal ve dinsel yasalara rağmen, bu oyunlarm sökülüp atılamaz bir biçimde fiilen varolmayı sürdürmeleri, ne kadar derin bir zevki tatmin fttilderini göstermektedir.
gruplaşıyorlardı: O kadar ki, Gournay civarından Hennuyer’ler, Flamanlar ya da en azından bu topraklarda onların alışılmış müttefikleri olan Vermandois sakinleriyle birlikte olmak yerine, asıl Fransa’dan gelen insanların kampında yer aldıkları zaman, gerçek bir skandal patlak verdi. Bu ojımlardaki ortaklığın bölgesel dayanışmanın güçlenmesine katkıda bulunduğuna hiç kuşku yoktur.
Doğruyu söylemek gerekirse, gerçek savaşlardan daha fcla olmasa da, bu yarışmalara duyulan tutku da her zaman çıkara dayamyordu. Oyunların gaHbi sıklıkla mağlubun savaş donanımma ve atına, bazen de yakuzca fidye karşıhğmda set-fifst bırakmak üzere bizzat kendisine elkoyduğu için, beceri
Yaşam biçimi ve toplumsal üstünlüğü dolayısıyla suuk, bu denli belirlenmiş bir sınıfın, kendine özgü bir davranıjk, ralları bütünü oluşturması doğaldı. Fakat bu kurallar, anal her anlamda bir sınıf bilincinin oluştuğu dönem olan itine feodal çağ boyunca belirginleştiler ve aym zamanda da ined. diler.
Yaklaşık 1100 yüından itibaren, tam anlamıyla soylu sınıfına ait özellikler bütününü tanımlamak için sıklıkla kullanık kavram çok anlamlıdır: cour (o dönemde sonunda binilen zıhp söylenen) sözcüğünden türetilmiş ''courtoisii'. Gerçek: de bu kurallar, beUi başh soyluların ve krallarm etrafında^-çici ya da sürekli olarak yapılan toplantılarda ortaya çıtok' Şövalyenin “kule”sindeki yalmzlığı buna olanak tammıyorlt Bunun için rekabet ve toplumsal ilişki gerekiyordu, BdE dolayı, manevî duyarlıhkta yaşanan bu gelişme, hem W hükümdarlıkların ve kralhkların sağlamlaşmasma,heradeii-ha yoğun üişküerin bulunduğu bir yaşam biçirninegeridöai-şe bağlı kalmıştır. Başlangıçtaki anlamına uygun bir biçıi ‘‘‘'courtoir sözcüğü daha monden bir anlama kaydıkça, gidiR» daha bilinçli olarak, daha yüksek bir anlam ifade eden“|i'' /?oz^z^/’(aklıselim sahibi, yiğit) sözcüğü kullanılmaya başl®^
27' Turnuvalar hakkında, kaynakçada belirtilen çalışmalar dışında bla. \V.\ITZ. 1^'; Vetfassungsgeschichte, C. V, 2e Ed., s. 456. -Guillaurne leMamhal, M, P. Meyet.C.Hl.'-''’^' vd. -Chronique
“Bu öylesine bü)njk ve gÜ2el bir sözcük ki, söylendiği zaman “agz] dolduruyor” diyen Saint Louis, bu kavramla, keşişlerin erdemine karşı yüzyüın laik değerlerini ileri sürme eğilimi içindeydi. Bu noktada da semantik evrim özellikle öğreticidir. Çünkü, "'prudhomme” sözcüğü, başlangıçta çok geniş bir biçimde “yararlı” ya da “mükemmel” anlamına gelirken, zaman içinde, her şeyden önce savaşçı niteliklere bağlı ’'‘preu>d' sözcüğüyle (yiğit) fiilen aynı anlama gelmeye başladı. İki kavram, güç ve cesaretin bir insanı tam anlamıyla şövalye yapmaya yetmediğinin düşünülmeye başlanmasıyla ayrıştı ve preux geleneksel anlamını komdu.tesettür Bir gün “preux bir adamla prudhom-m arasında büyük bir fark vardır” diyecek olan Philippe-Auguste, İkinciyi çok daha üstün tutuyordu^^^.tesettür Büyük bir dilsel incelik söz konusudur: İşin daha derinine indikçe, ideal şövalyeliğin yaşadığı evrim çok değerli kamtlar sunmaktadır.
Basit görgü kuralları ya da tamamen ahlâkî kurallar söz konusu olsa da, dar anlamıyla “courtoisid^mn. ya da “prudhom-®/’luğun yeni davranış kuralları bütününün anavatam, karşı çıkılamaz bir biçimde Fransa ya da zaten dü ve gelenekler açısından tamamen Fransızlaşmış olan Meuse ülkesinin sarayla-nydı. Fransa’dan çıkan bu davramş biçimi, XI.tesettür yüzyıldan itibaren İtalya’da taklit edilmeye başladı.^^^ Sonraki iki yüzyüda, bu etkiler çok daha güçlü bir biçimde kendilerini gösterdiler: Genellikle Hainault, Brabant ya da Flandres yoluyla gelen "mlcheP (silah, giysi, alışkanhk adları) sözcüklerle dolu Alman şövalyeliğine ilişkin sözlük buna kamttır. Höfîich'in kendisi büe, C0U1İ0İS sözcüğünün taklidinden başka bir şey değildir. Bu ödünç almalar yalnızca edebiyat yoluyla geçmiş değildi. Birçok Almanca konuşan genç soylu, Fansız hükümdarları yanma gelip diUe birlikte kibarhk kurallarım da öğreniyor-
lardi. ^aır woıtram a JtiscnenbacJı ibransa yı doğru ğin toprakları” olarak adlandırmaz mı? Gerçeği söyleuiçj^' rekirse, aristokratik kültür biçiminin bu şekilde tünlüğü içinde Fransız kültürünün o dönemde tüm Av da (bu noktada söylemeye bile gerek yok ki üst uyandırdığı etkinin görünüşlerinden yalnızca biriydi: Sanat^ edebiyat biçimlerinin yayılması; Chartre, daha sonra da Pa^ okullarımn itibarı; hemen hemen evrensel olarak Fransiac-' mn kuUamlması. Ve kuşkusuz bu konuya ilişkin başka luj nedenler ortaya koymak da olanaksız değildir. Bunlar arasf, da şövalyelerin en maceraperesderi tarafından Batı’yagerçd, leştirilen uzun yürüyüşleri; Almanya’dan çok daha önce | kat gerçeği söylemek gerekirse İtalya’dan önce değd) dcarett yaşanan gelişmelerden olumlu olarak etkilenmiş bir ülke4 yaşanan göreli refahı; şövalye sımfı ile silah kuUanma becet sine sahip olmayan imhelles güruhu arasında erkenden aıtaj bir farklılaşmayı; bunca yerel savaşa rağmen, İmparatorhk'i! imparatorlarla papalar arasmdaki büyük mücadelenin köA lediği parçalanmayla kıyaslanabilecek bir parçalanmanın h yaşanmamasını bunlar arasında sayabiliriz. Fakat tüm bıınk söyledikten sonra, geriye, insan üzerine bugünkü bilgilen zin ışığı altında açıklanamaz bir alan gibi görülen, bir uf hğın özellikleri ve çekicilik kapasitesini açıklama iddiasii bulunmanın boşuna çaba olup olmadığım sormak kabyor.
Mansura savaşında, Soissons Kontu “Bugünü, İeni, hammların salonunda konuşacağız” diyordu.^’'* Destanlaııii eşanlamlısım boş yere arayacağımız, fakat birçok romanhl'' ramanımn dile getirdiği bu sözler, XII. yüzyıldan itil# mondenliğin ve bununla birlikte kadının etkisinin ortaya ı? tığı bir toplumu haber veriyordu. Soylu kadın hiçbir zat”^ hareme kapatılmamıştı. Eğer etrafında hizmetkârlarıyla
tesettür sundu.